Şarkılar senin için - Müslüm Gürses


Şarkılar senin için - Müslüm Gürses

Aslında Dervişin ve Muhterem Hanımın biraz bilinmeyenlerini, yine onların sanatçı arkadaşlarından bizzat dinlemiş olduğum hatıraları ile pekiştirerek yazmaya çalıştım. Onları anlatmaya kelimeler yetmez, haklarında her türlü bilgiye erişmeniz mümkündür ama ben biraz olsun farklı şeyler kaleme almaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz.








                                                             


 Hayatın filmlere, filmlerin de hayatlara benzediği yıllardı 50’Ier, 60'lar, kokusunu bile yoksulluktan alan o mahallenin duvarlarını aşarak bir gün Yeşilçam'ın hem ağlayan hem ağlatan, izleyicisine mendil parçalatan yıldızı olacağını bilmeden hayatı oynadı yıllar boyu. Sinemanın tükendiği yıllarda gazinolar ve küçük işletmelerde sesiyle yer almaya çalıştı. Yüreklere dokundu, yoksulluğun ve erkeklerin açtığı yaralarla dolu hayatı. Ayakta kalabilmek için bir liman arıyordu Muhterem (Nur) anne. Sığınacağı liman o yıllarda sanki ondan çok mu iyi idi acaba?Diğer tarafta ölümü öncesi ‘Hayat bana zordu ama güzeldi’ diyebilen bir Derviş vardı. Kendine göre zoru ve güzeli şöyle ifade etmeye çalışıyordu sevenlerine. 

 Zor; Babasının annesini b.lt. ile öldürmesi ve aynı olayda kız kardeşi Zeyno Akbaş'ı da kaybetmesi, onun hayatının bu noktasıyla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemediği bir kara gündü. Bir gazino çalışması sonrası dönüş yolculuğunda geçirdiği trafik kazasıyla öldü sanılıp morga atılması kazanın vermiş olduğu sebeple işitsel ve koku alma kayıpları vardı, yine babasının sebebiyetiyle kardeşinin bahtsız ölümü ve alkol komalarına kadar uzanan bir hayatı vardı.

 Güzel; Onun da başını koyabileceği bir omuza ihtiyacı vardı, gazino, plak dünyası derken kader bir gün karşısına genç yaşlarında yazlık sinemalarda izlediği, molatik bir hayranı olduğu film yıldızını çıkardı. Kendisini otel köşelerinden kurtaracak, hayatına çeki düzen verecek kadındı o. Muhterem bir kadındı, Muhterem Nur du. Uzun yıllar birbirlerini aradıklarını bilircesine yeniden başladılar hayata, sımsıkı tuttular birbirlerinin ellerini ve evlendiler ama hiç çocukları olmadı. Zaman farklılıklarıyla aramızdan ayrılsalar da tek bir kabirde yine beraber oldular. Ardından milyonlarca seveni ona “Baba” dedi, hanımefendiye ise “Muhterem Anne”... Özlem ve rahmetle anıyor şimdi onları tüm sevenleri.

  O’nun bitmek bilmeyen baş ağrıları ve alkole olan düşkünlüğü artıyordu. Küfe ile evine taşınır olmuştu arkadaşları tarafından. Fakat çok enteresan olan bir yönü vardı diye anlatıyor arkadaşı, Müslüm oturur gökyüzüne saatlerce bakar yıldızları izler bir astronomi uzmanı gibi bir şeyler anlatırdı ama ben anlamazdım diyor…   O bu anekdotu anlatırken, ağzımdan tam bir Derviş kelimesi çıktı. Derviş diye yazdım onu anlatırken veya plak satışlarımda ondan bahsederken, hiç kimse de yadırgamadı bu unvanı. 

  Burhan abiyi rahmet de rahmetle anmak istiyorum, beni çok severdi Sadık'tan dolayı. Burhan Paker, Hacı Abi (Tekbilek) hep beraber oturup sohbet ederken sohbette geçen bir anıyı sizinle paylaşmak istedim. Bir odada aynı yatakta yatan uşaklarız. Sabah kalkınca birbirimizin kıyafetlerini giydik diye tartışırdık. Yok o senin yok bu benim diye. Yine bir gün acıkmışız eve girdik ekmek arasına salçaları sürdük, dışarı çıkıyoruz sessizce, anam yakalamaz mı bizi, arkamızdan terlikler fırlatıyor ki sorma " ulan Burhan, Müslüm Allah sizi bildiği gibi yapsın evde salça kalmadı " diye küfür günah... üff, yerlere yattım gülmekten bunu duyunca ben.

  Sadık İçlises anlatıyor; Hürriyet Mahallesinde caminin minaresine çıkıp ezan okurdu çocuk, mahalleli çok severdi, Müslüm dam üstlerinde yatar türküler okurdu. Müslüm'ün sesi dikkatleri çekiyordu… 

  Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967'de, henüz 14 yaşındayken, Adana'da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, 'Yara Beni Yara Beni' adlı türküsüyle birinci seçildi. Ardından Adana Halk Ozanları Derneği'nde Diyarbakırlı Mustafa Canan'ın koro çalışmalarına katılıp müzik dersleri almaya başladı ardından çay bahçelerinde türkü söylemeye başlayan sanatçı, daha sonra Çukurova Radyosu sanatçısı olup her cumartesi Adana İI Radyosu'nda türküler okumaya başladı.

  Örnek aldığım tek sanatçı Sadık İçlises dir diyen Baba'nın gazino hayatı da şöyle başlar, Adana'daki bir gazinoda sahne alan İçlises, kendisinden sonra sahne alacak olan Sadık Altınmeşe'nin rahatsızlığı dolayısıyla sahneye Müslüm'ün çıkmasını ister ve onu çağırtır. Dolabından çıkardığı kahverengi, pare desenli takımını Müslüm'e verir ve onun sahneye çıkmasını sağlar. Bu dönemde gazinolarda saz çalan Bebili Mehmet (Genç)’in besteleri onu plak dünyasına doğru iter ama işler yine de yolunda değildir tabi ki. Ta ki 'Sevda Yüklü Kervanlar' isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırıncaya kadar. Bu besteyi plağa okutmak amaçlı Müslüm ile İstanbul'a gelen Bebili Mehmet, Adana İI Radyosu kapatılınca TRT İstanbul Radyosu'na geçen Mustafa Canan'ın misafirleri olurlar. Para yok, pul yok, ev duman altı (siz anladınız onu). Mustafa Hocamız dayanamaz bu duruma, onlara yol görünmüştür artık. 

  Bir türlü bestesini ve Müslüm'ün yorumunu kimseye beğendiremeyen Bebili, o dönem Odeon 'da Müzik Direktörlüğü yapan bestekar sanatçımız Burhan Bilgin'i ziyaret ederler. Eserlerin kalıpları alınır ama Burhan Bilgin cesaret edip bastıramaz bu plağı. Satış kaygısı diyordu Hocam haklı olarak. Burhan Bilgin, iki genç hemşerisini kalıplarla beraber Palandöken'e getirir ve Alaaddin Bey'e dinletir. Onların geniş kitlelere ulaşmayı başaran bu plağının anlaşması burada sağlanır. Plak satışı dönemin rekorunu kırar ve 300 bin satar. Sonrası, Adana'dan uçak ile İstanbul'a getirtilen bu gençler yeni plaklar için Palandöken ile sözleşmeler imzalar ... 

   Devam eden yıllarda Gürses, Burhan Bilgin'in 'Sen Yoksun Diye', 'Kaybolan Günler' gibi hit parçalarını da okuyarak plak dünyasının vazgeçilmezi olur. 45’lik plaklarından 'İsyankâr' ise onu tam manasıyla zirveye çıkarır ve adeta yeniden doğuşunu yaşar. Baba, yaklaşık 44 yıllık müzik kariyerinde, hemen hemen her yıl birkaç albüme imza atan tek sanatçıdır. Yaşamı boyunca kenar mahalle ya da varoş müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzik severlerin saygısını kazanmayı başarmış bir sanatçıdır. 

2006'daki 'Aşk Tesadüfleri Sever' albümüyle sınırlarını aştı. David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen' in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerin üzerine Mungan'ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile seslendirdi. Baba, bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuarına katarak, Bülent Ortaçgil'in 'Sensiz Olmaz', Nilüfer'in 'Olmadı Yar', Teoman'ın  'Paramparça', Tarkan'ın 'İkimizin Yerine', Şebnem Ferah'ın 'Sigara' ve Kenan Doğulu'nun 'Tutamıyorum Zamanı' adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da  'Sandık', 2010' da ise 'Yalan Dünya' albümlerine imza attı. 

  45Iik ve Uzunçalarların tamamı elimden geçmiştir ama kaset albümleri için aynı şeyi söyleyemem ben uğraşırken saçlarımı döktüm, bırakın sizinkiler yerinde kalsın diyorum. Esen kalınız. 

 Kemal ÜNGÖR /Şubat 2025

Merhabalar plak camiasının müritleri ,

Yapımcı: Umut Müzik
Yönetmen: Yavuz Taner & Burhan Bayar
Şiirler: Muhittin Seçen ve Müslüm Gürses'in ilk yasal Picture Disc (Uzunçalar)'i siz müzik severler ile buluşuyor.

Remastered: Cüneyt Yalçın Naçar
Proje: Hacer Mete & Bora Karakaş 
Grafikler: Volkan Sağır & Ali Fidan
ve Kapak arkası yazısında nacizane ben Kemal Üngör.

Albüme emeği geçen mutfak ekibi epeyce kalabalık hepsine ayrı ayrı teşekkürler. Hala raflarınızda yoksa eğer, mutlaka bu plağı edininiz derim emek büyük gerçekten ve kayıtlar ise harika...

Hacer Mete / Mete Müzik  buradan temin edebilirsiniz.



Dinleti..

Dinleti 2





Bu blog, sunucusunda herhangi bir dosya veya klasör saklamaz. Tüm gönderiler yalnızca tanıtım ve önizleme amaçlıdır. Burada yayınlanan albümleri beğendiyseniz lütfen sanatçıların müziklerini satın alarak destek olun.

1 Comments:

Adsız dedi ki...

Emeğinize sağlık üstad 🙏🌺