Unutursun diye / Sadik Iclises



Unutursun diye

“Unutursun diye çok korkuyorum.”

Geçmişe dair ne söylesek eksik kalıyor aslında. “Geçmiş zaman olur ki…” deriz ya, ardından istemsiz bir iç çekiş çöker omuzlarımıza. Çünkü biliriz: zaman geçer, geçtikçe de insanın içindeki bir şeyleri alır götürür. Kimi hatıralar bir gölün dibine çöken sessiz tortular gibi kalır; elini uzatsan tutamazsın, ama varlıklarını hep hissedersin.

Büyüklerimizin “Ah o eski günler…” diye başlayan cümleleri, yalnızca bir sızı değil, zamana karşı verilen küçük bir mücadeledir belki. Çünkü her “eski”, artık elimize değemeyen bir sıcaklık, geri gelmeyecek bir an, göz kırpıp karanlığa karışan bir hatıradır.

Ben de bundan korkuyorum işte. Bir gün, bugünleri unuturuz diye. Bir bakmışız, yaşadığımız o güzel lahza, anlatıldıkça eksilen bir masala dönmüş… Geriye ise sadece buruk bir gülümseme, yanak kenarında sızlayan bir hüzün ve “keşke biraz daha kalsaydık o anın içinde” diyen sessiz bir iç çekiş kalmış.

Ama yine de kıymetli olan belki de budur: kaybolacağını bile bile sevmek, geçeceğini bile bile sarılmak, unutma korkusuyla daha çok hatırlamak.












Şarkılar senin için - Müslüm Gürses


Şarkılar senin için - Müslüm Gürses

Aslında Dervişin ve Muhterem Hanımın biraz bilinmeyenlerini, yine onların sanatçı arkadaşlarından bizzat dinlemiş olduğum hatıraları ile pekiştirerek yazmaya çalıştım. Onları anlatmaya kelimeler yetmez, haklarında her türlü bilgiye erişmeniz mümkündür ama ben biraz olsun farklı şeyler kaleme almaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz.



Sadık İçlises - Örene vardım

Sadık İçlises 

Örene vardım


Arguvan Türküleri derken bir makamdan bir usulden bahsediliyor sanırdım

aslında Arguvan Osmanlı Devleti zamanında Tahir bucağı adı ile Arapgir'e bağlı olan sonradan ilçe olarak Diyarbakır'a bağlanmış daha sonra tekrar Tahir adı ile Keban'a sonrasında da Malatya'ya bağlanmış bir ilçemizdir.

Yöreye ait o kadar türküler varki hikayelerini araştırıp bulmak gerekiyor.

Bende bir türküye takıldım kaldım biraz araştırdıktan sonra sizlerle paylaşmak istedim.

TRT dağarcığında 206 numarada kayıtlı olan “Örenli Gelin” türküsünü TRT Müzik Dairesi Başkanlığı THM Müdürlüğü derlemiş. Yöresi türküde geçen yer adından dolayı Malatya Akçadağ Ören Köyü, Kaynak kişi İlhan Kızılay olarak kaydedilmiş.

Giderim giderim de Ören'e benzer anam Ören'e benzer

Yıkılmış evleri de virana benzer di loy loy Ören'li gelin

Akçadağ köyüne de Ören diyorlar anam diyorlar

Senin bu derdine de verem diyorlar

Loy loy diloy loy Ören'li gelin

Giderim giderim de yolum yan gelir anam yan gelir

Ah ettikçe içerimden kan gelir loy loy diloy loy Ören'li gelin

Kazın mezarımı da dört yol üstüne anam üstüne

Yar gelip geçtikçe de bana can gelir

Loy loy diloy loy Ören'li gelin

Bu uzun havayı, Nezahat Bayram, Zeki Müren ve Muazzez Abacı’nın sesinden TRT radyolarında –İlhan Kızılay’dan alınan bir Malatya türküsü anonsuyla sıkça dinlemiş idik, Türküyü Ceylan, Selahattin Alpay, Teslim Budak, Bedri Karahan’ın (Topal Bedo) vd. okuduğu gibi

Çukurovadan Sesler Topluluğu Sanatçısı Sadık İçlises den dinleme bahtiyarlığına da ulaştım.

1969 yılında Philips Plak dan yayınlanan 'Örene Vardım' adlı bu uzunhavanın hikayesine baktığımız zaman Türküde bilinen bir şey var; gelin veremli olduğu ve  görüldüğü gibi başka öyküsü de yok…

Beni etki altında bırakan ise  'Yıkılmış evleri de virana benzer' dizeleridir yörenin geçmişte yaşamış olduğu Debrem felaketleri ile eşleştiremedimse de sanatçının yorumunda yüreğimi büken tarafı buydu ve istemesemde

acaba der gibi aklımdan geçmedi değil.

Belkide bölgede dün dün yaşamış olduğumuz acının etkisiyle böyle düşünmek durumunda kaldım.

Güzel Türkü güzel bir yorum dinlemek lazım..   daha doğrusu Erguvan Türkülere takılmak lazım



Yara Beni - Adana Türküsü

 


Yara Beni 

Zehra Akalın





Adana Türküsü


Derviş (Müslüm Gürses) 'i bugün bu türkü ile anmak istiyorum.
Benim için bu türküyü daha anlamlı kılan bu sözleri yorumlayan ve toplumun her kesiminin gönlünde yer alan Derviş (Müslüm Gürses) in Adana daki ses yarışmasında okumuş olduğu eser olarak hep ayrı bir yeri olacaktır.
Sözleri Fatma Aktaş ‘a ait Eski bir Adana Türküsünü Zehra Akalın dan dinleyerek Dervişi anmak istiyorum. Yarışmada bu eseri okuduğunu uzun yıllar sonra Arif Sağ Hocamızla olan bir Televizyon proğramında kendisi de ifade etmişti ve o proğramda okumuştu.
Çok daha eski bir bilgi olarak hafızamda yer alan bu anekdotu da sizlerle paylaşmak istedim. Müslüm Gürses ‘in Yarışmada bu eseri okuduğunu ve o gün yarışmaya giderken onu yalnız bırakmayanlardan birisinin de kendisi olduğunu  Sadık İçlises den bilgi olarak edinmiştim, buradan her ikisinide selamlıyor rahmetle anıyorum.

Yara beni yara beni 
Öldürür (kül eder) bu yara beni 
Dermansız bir aşka düştüm 
Öldürür (kül eder) bu yara beni 
Aman aman aman aman 
Öldürür (kül eder) bu yara beni 
Yar aşkına yar aşkına 
Öldüm yandım yar aşkına 
Dermansız bir aşka düştüm 
Yandım yeter yar aşkına 
Aman aman aman aman 
Öldürür bu yara beni






Bu Dünya'dan İÇLİ bir SES geçti...



Bu Dünya'dan İÇLİ bir SES geçti...


Kendi anlatımım ile Sadık İçlises sizlerle.



Kıymetli Arkadaşlarım TRT Türkü Radyo Kanalında Çukurovadan Sesler Programının konuğu olarak Rahmetli Sanatçımızı sizlere anlatmaya çalıştım eserlerinden örnekler çaldık,  bu programı aşağıdaki linklerden dinleyebilirsiniz.



1. Bölüm


2. Bölüm






Sadık İçlises ve Dilek Ağacı


Sadık İçlises ve Dilek Ağacı


Yaz gelince beş ayları doğunca,
İki güzel bir araya gelince,
Yiğit kıza mendil verir söz alır.
İki gönül düşmüş Hakk'ın yoluna,
Aşk ateşi yüreklerden dert alır,
Yiğit mendil asmış ağaç dalına,
Dilek ağacı sır vermez, sır alır.
Ol çayların kenarını sel alır.

 – Ağacın iyisi özünden olur, yiğidin iyisi sözünden olur!

– Sözümüzden kuşku mu olur?
– Bilinmez! Obada bir şeyler dönmekte. Herkes susmakta. 
Sen de susmaktasın Selman Ali.
– Diyeceğim belli değil mi? Gören göze söz mü gerek Gökçeçiçek?

Türkü boyunca Gökçeçiçek ile Selman Ali’nin birlikte yürüyüşleri, turnalar gibi sevdanın etrafında dönüşleri, birlikte çeşmeden su almaları, çalı çırpı toplamaları gösterilir. Her kare, iki gönlün bir oluşunu anlatır izleyene.

Fakat bu sevdada yalnız değildirler. Bir başka gönlü yanık yiğit daha vardır: Oba beyinin oğlu Ahmet. O da Gökçeçiçek’e gönül vermiştir. Ancak Gökçeçiçek, onun bakışlarına karşılık vermez, yaklaşmasına izin vermez. Ahmet şimdilik uzaktan bakmakla yetinir.

Bu üçlü duygunun iç içe geçtiği sahnelerden sonra yeni bir bölüm başlar: Dilek Ağacı sahnesi. Belendeki tek başına duran dilek ağacının altında buluşur sevdalılar. Gökçeçiçek, Selman Ali’nin verdiği mendili ağaca bağlar. Aralarındaki sevda, töreye yaslanan sözlerle perçinlenir:

– Dilek ağacından dileğin olsun!

Bu sözlerle aralarındaki güven pekişir. Gökçeçiçek başını sevinçle Selman Ali’nin omzuna yaslar. Selman Ali, sevdiğinin yüreğine su serpmenin huzuruyla başını kaldırır, göz göze gelirler. Artık söz gerekmez. Bakışlar, her şeyi anlatır. Aynı yöne birlikte yürüyerek, karenin solundan çıkarlar. Sahne burada sona erer.

Çukurovanın Prensi Sadık İçlises


Çukurovanın Prensi
Sadık İçlises


Sarı Sultan Adana'nın Karaisalı kazasının Çungurlu köyündendir. Sarı Sultan'a aynı köyden, köyün sığırlarını güden Kör Bayram aşık olur, fakat Sultan'ı Bayram'a vermezler. İki aşıkta anlaşarak kaçarlar.
Bayram'la Sultan'ın kaçtığı duyulduktan sonra Sultan'ın babası kaçan iki aşığı şikayet eder ve yakalatır. Yakalanan iki aşık mahkemeye çıkmak üzere nezarete atılır. Kız tarafı Sultan'a, Bayram'ın kendisini zorla kaçırdığını söylemesi için baskı yaparlar. Baskılara dayanamayan Sultan, mahkemede bu şekilde ifade verir. Bayram tutuklanarak hapishaneye gönderilir, Sultan ise serbest bırakılır. Tutuklanan Bayram, mahkemeden çıkıp hapishaneye giderken irticali olarak Sarı Sultan türküsünü yakar.
Bu Barakdağı bozlağını sanatçımız Sadık İçlises den dinliyoruz.
'İki Jandarma ile Bir Onbaşı' diğer adıyla SARI SULTAN, yine mükemmel sözler ve emsalsiz bir yorum,

diğer önemli konu ise Çirkin Kral Yılmaz Güney 'in 1959 yılında yapmış olduğu 'Tütün Zamanı' adlı filimin konusunun, Sarı Sultan türküsünü çok güzel anlatıyor olması her iki Sanatçımızıda Rahmetle Anıyoruz.