Sadık İçlises ve Dilek Ağacı
İki güzel bir araya gelince,
Yiğit kıza mendil verir söz alır.
İki gönül düşmüş Hakk'ın yoluna,
Aşk ateşi yüreklerden dert alır,
Yiğit mendil asmış ağaç dalına,
Dilek ağacı sır vermez, sır alır.
Ol çayların kenarını sel alır.
– Ağacın iyisi özünden olur, yiğidin iyisi sözünden olur!
– Bilinmez! Obada bir şeyler dönmekte. Herkes susmakta.
– Diyeceğim belli değil mi? Gören göze söz mü gerek Gökçeçiçek?
Fakat bu sevdada yalnız değildirler. Bir başka gönlü yanık yiğit daha vardır: Oba beyinin oğlu Ahmet. O da Gökçeçiçek’e gönül vermiştir. Ancak Gökçeçiçek, onun bakışlarına karşılık vermez, yaklaşmasına izin vermez. Ahmet şimdilik uzaktan bakmakla yetinir.
Bu üçlü duygunun iç içe geçtiği sahnelerden sonra yeni bir bölüm başlar: Dilek Ağacı sahnesi. Belendeki tek başına duran dilek ağacının altında buluşur sevdalılar. Gökçeçiçek, Selman Ali’nin verdiği mendili ağaca bağlar. Aralarındaki sevda, töreye yaslanan sözlerle perçinlenir:
– Dilek ağacından dileğin olsun!
Bu sözlerle aralarındaki güven pekişir. Gökçeçiçek başını sevinçle Selman Ali’nin omzuna yaslar. Selman Ali, sevdiğinin yüreğine su serpmenin huzuruyla başını kaldırır, göz göze gelirler. Artık söz gerekmez. Bakışlar, her şeyi anlatır. Aynı yöne birlikte yürüyerek, karenin solundan çıkarlar. Sahne burada sona erer.

