"Alf Leila We Leila" (1001 Gece) / Baligh Hamdi


"Alf Leila We Leila"

(1001 Gece) / Baligh Hamdi





Beligh Hamdi bu dünyada bir daha gelmeyecek bir efsanedir  müzikal anlamdaki büyüsü ve yaratıcılığı nasıl başardı bilinemez ama yüzyıllarca dinlenecek gibi gözüküyor. 
Baligh Hamdi ye selamlar olsun. 

"Alf Leila We Leila" (1001 Gece) adlı klasik şarkısıdır.




Evet Um Kulthoum ile özdeşleşmiş 2 harika eser dinledik. 
Ülkemizde bu iki eserin alt yapısı ile oluşturulmuş parçaları Müslüm Gürses'in sesinden 'Hayat bir kumarhanene kimi kazanır kimi kaybeder ..'  ikinci eserde ise ' Derdim öyle beter ki kimse bir gün çekemez, yaşamakmış ölmekmiş benim için fark etmez,
Tek tesellim kadehler başka bir şey istemez, Sarhoş etsin yeter ki
Rakı şarap fark etmez ...' sözleriyle çokta beğeniyle dinledik. 
Rica ediyorum arkanıza yaslanın ve bu eserin büyüsüne kendinizi kaptırınız.
Alkol serbest.


Sözün Özü :

Ah Sevgilim
Ah sevgilim, bu gece ve gökyüzü...
Yıldızlar, ay ve biz 
Bütün gece birlikte olacağız.
Sen ve ben, hayatım,
İkimiz de aşkın en derin yerindeyiz.

Aşkımız... aman tanrım, aşkımız
Tüm gece boyunca bizimle uyanık kalacak.
Bizi mutlulukla besleyecek,
İçimize huzur fısıldayacak.

Sevgilim, gel... geceyi birlikte yaşayalım.
Ve güneşe söyle,
Bir yıl sonra gelsin 
Bir yıldan önce değil!

Tutkulu bir gece bu,
Binbir geceye bedel...
Böyle bir güzellik
Tüm bir ömrün özeti değil de nedir?

Ah sevgilim, gel geceyi saralım birlikte,
Ve güneşe fısıldayalım:
Henüz doğma... henüz çok erken...





Şarkılar senin için - Müslüm Gürses


Şarkılar senin için - Müslüm Gürses

Aslında Dervişin ve Muhterem Hanımın biraz bilinmeyenlerini, yine onların sanatçı arkadaşlarından bizzat dinlemiş olduğum hatıraları ile pekiştirerek yazmaya çalıştım. Onları anlatmaya kelimeler yetmez, haklarında her türlü bilgiye erişmeniz mümkündür ama ben biraz olsun farklı şeyler kaleme almaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz.



Kasetçalar da ‘Gitme’ çalıyor



Kasetçalar da ‘Gitme’ çalıyor


tabiki Derviş yorumluyor, eser bitiyor Babam devam ediyor… O’ nun askerlik anılarından ve doyamadıklarımızdan devam ediyoruz. Sadık, Müslüm, Yavuz, Ali gibi..
Hepsine de rahmet olsun nur içinde uyusunlar.
‘GİTME’ müthiş bir kelime öyle değilmi Kemal diye soruyor.
Dinliyorum ve bir şey kaçırmamaya çalışıyorum,
O hep öyle dopdoludur yakalayınca bırakmam , güzel anektotlar paylaşıverir.

O arada yakaladım yine…
Asker ocağı bildiğiniz yazıhane işte, Odaya girdim selam sabah konuşuyorum kendi kendime, bir baktım Yavuz herzaman ki gibi.. ritim tutmuş mırıldanıyor parmakları ise ona eşlik ediyor diyor.  Yavuz, Baba sus diyerek işaret dilini kullanıverdi bana..
bitene kadar bende Yavuz’ un çikolatalarından atıştırıp onu dinledim, bir şeyler yerli yerine oturunca, ancak başladık sohbete, bir türlü sözlerini yazamadığını ifade ediyor 

Hadi bana bir şarkı bir türkü söyle, biraz müzik ver!


Hadi bana bir şarkı bir türkü söyle, biraz müzik ver!


Manikürlü tırnakları, kaygan bıyıkları ve baygın bakışlarıyla Ümit’in şarkıları kulağına geliyorsa, muhtemelen okulun önünden geçen camı açık bir Hacı Murat’tan yankılanıyordur ama kaseti teybe koyan asla sen değilsindir.
Çünkü şarkıyı kendince mırıldanmaktan öteye geçemezsin.
Bak 'Nikahına beni çağır sevgilim' diyor sıkıyorsa gidebilirsin ama gitmek cesaret ister.
'Kim bu adam?' diye sorarlarsa diye, düşünüp vazgeçiyorsundur.
Kız liselerinin önünde zilin çalmasını bekleyenler , diğer yanda içeride eteklerinin belini yukarı kıvırmaya çalışanlar var.
Bir diğer yanda ise oyunun nasıl oynanması gerektiğini zaten biliyormuş gibi davranan kıdemli abiler var,
ama ne hikmetse her dönüş yolunda ayağı kırılmış o tahta masanın vefasına razı olacak tiplerdi bunlar diyelim.


Bana göre istisnasız tüm zamanların   en iyi Türkçe cover şarkısı...

.

Bana göre istisnasız tüm zamanların

en iyi Türkçe cover şarkısı...

Yine de yasaklanmalı bu şarkı bence, hem de acilen..

Affet beni akşamüstü …



...
Ergenliğimde en çok sevdiğim Rainbow’un ‘’Temple Of The King’’ şarkısı. İlk amatör grubumdaki, o şarkıya düşkünlüğüme gülen arkadaşlarım. ‘’Arabesk oğlum o şarkı’’ diyen, pop-caz hayranı davulcumuz. Arabeskin ve Müslüm’ün kıymetini henüz keşfetmemiş olduğumuz yıllar.
Yemekli vagonda biramı yudumlarken şarkıyı mırıldanıyorum. Sahiden tatlı bir arabesk havası var. Üstelik minör yapıda olduğundan, Türkçe söz yazmaya müsait. Ama Türkçe bir şarkıda tam nakaratın gelmesi gereken kısımda , gitar ezgisi başlayıveriyor.
Sonra ‘’Affet’’ kelimesi gelip oturuyor karşıma. Ne de olsa özür dilemem gereken bir kadın var.
‘’Ulan …’’ diyorum: ‘’Acaba buradan mı başlasam’’
'Sevenler Anlar' dedi. Müslüm Baba hayranları sokaklarda yürüdü..


Koca Çınar

Burhan PAKER

'Sevenler Anlar' dedi. Müslüm Baba hayranları sokaklarda yürüdü..


Hikâye bu ya... Çukurova’da başlar.

"Yetenekle kutsanmış bazı insanlar var aramızda" demiştik ya, içlerindeki o ses onlara hep ne yapmaları gerektiğini fısıldar.

Mesela, Sen İstanbul'da Hukuk okuyacaksın 2. Sınıfta bırakacaksın müziği tercih edineceksin ve yaşam tarzın olacak…Herkesin harcı değil işte..

O dönemlerde nasıl söylenirdi, bilirsiniz… Hatta babası da aynısını demiş:
“Çalgıcı mı olacaksın?”
Yapacak bir şey yok. İçindeki ses öyle istiyor.

Belki ikinci planda kalacaksın... Ama unutmayalım:
Sen – siz, yani ritim sazlar, besteciler olmadan müzik eseri oluşabilir mi? Hayır.