Sadık İçlises ve Dilek Ağacı


Sadık İçlises ve Dilek Ağacı


Yaz gelince beş ayları doğunca,
İki güzel bir araya gelince,
Yiğit kıza mendil verir söz alır.
İki gönül düşmüş Hakk'ın yoluna,
Aşk ateşi yüreklerden dert alır,
Yiğit mendil asmış ağaç dalına,
Dilek ağacı sır vermez, sır alır.
Ol çayların kenarını sel alır.

 – Ağacın iyisi özünden olur, yiğidin iyisi sözünden olur!

– Sözümüzden kuşku mu olur?
– Bilinmez! Obada bir şeyler dönmekte. Herkes susmakta. 
Sen de susmaktasın Selman Ali.
– Diyeceğim belli değil mi? Gören göze söz mü gerek Gökçeçiçek?

Türkü boyunca Gökçeçiçek ile Selman Ali’nin birlikte yürüyüşleri, turnalar gibi sevdanın etrafında dönüşleri, birlikte çeşmeden su almaları, çalı çırpı toplamaları gösterilir. Her kare, iki gönlün bir oluşunu anlatır izleyene.

Fakat bu sevdada yalnız değildirler. Bir başka gönlü yanık yiğit daha vardır: Oba beyinin oğlu Ahmet. O da Gökçeçiçek’e gönül vermiştir. Ancak Gökçeçiçek, onun bakışlarına karşılık vermez, yaklaşmasına izin vermez. Ahmet şimdilik uzaktan bakmakla yetinir.

Bu üçlü duygunun iç içe geçtiği sahnelerden sonra yeni bir bölüm başlar: Dilek Ağacı sahnesi. Belendeki tek başına duran dilek ağacının altında buluşur sevdalılar. Gökçeçiçek, Selman Ali’nin verdiği mendili ağaca bağlar. Aralarındaki sevda, töreye yaslanan sözlerle perçinlenir:

– Dilek ağacından dileğin olsun!

Bu sözlerle aralarındaki güven pekişir. Gökçeçiçek başını sevinçle Selman Ali’nin omzuna yaslar. Selman Ali, sevdiğinin yüreğine su serpmenin huzuruyla başını kaldırır, göz göze gelirler. Artık söz gerekmez. Bakışlar, her şeyi anlatır. Aynı yöne birlikte yürüyerek, karenin solundan çıkarlar. Sahne burada sona erer.

Müzigin Başkenti Adana



Müzigin Başkenti Adana - Saathane, Çarşı Hamamı - Görsev Plak ve Kolonyacı


Eskiden ne kadar plak ve kolonya alırdık , bayram yaklaşınca boş cam şişeler gider renk renk damacanlardan çeşitli kokulardan kolonyalar alırdık.
İşte o günlerin eski bir Adana delikanlısından anektotlar.
Baba be; Eskiden Büyük Saathanenin karşısında Görsev kardeşler plakçı vardı, Mahmut ve Abdullah Kardeşler sahipleriydi. Baba o zaman Sahibinin Sesi (köpek marka) , Odeon Marka Taş Plakları vardı. Ustam yav Abdullah Yüce'nin Bu Ne Sevgi Bu Ne Izdırap, Hafız Burhan'ın Heryer Karanlık, Cahit Seyhanlı'nın Veremli Kız, Hamiyet Yüceses'in Bakmıyor Çeşmi Siyah - Ada Sahillerinde Bekliyorum, Müzeyyen Senar'ın Keklik Dağlarda - Anar Ömrümce Giden Sevgilileri, Safiye Ayla' nın Yanık Ömer - Çile Bülbülüm Çile, Zeki Müren'in Bir Tatlı Tebessüm - Canımın Yoldaşı Ol - Manolyam, Münir Nürettin Selçuk'un Saçlarıma Ak Düştü - Sana Ad Bulamadım, Neşe Can'ın Belki Bir Sabah Geleceksin - Rüzgar Kırdı Dalımı, Nuri Sesigüzel'in Aynaya Baktım Saç Beyaz Olmuş - Karakaş Gözlerin Elmas - Ahmet Sezgin'in Deryada Bir Salım Yok, Müslüm Gürses'in Sevda Yüklü Kervanlar, Sadık İçlises'in Mor Keçeyi Boyamadım (Le Le Çoban) plaklarını hep buradan aldım. Plaklar çıkmadan sipariş verirdik , öyle her plağı bulup alamazdık.
Plakçı Abdullah dayım 'Dost sanma her zaman güleni, gülde güzel kokar sonra batar dikeni' derdi.
Aboo unutuyorum ya Ağam yav ; burada kolonyada satılırdı açayip güzel bir revidor kolonyası vardı üstüne kolonya görmedim valla, nerde o güzel günler baba şimdi ne plak ne plakçı nede eski adamlar kaldı. Ağam be başınızı ağrıttım hadi bize eyvallah emmim..
Bu yazı alıntıdır - Fotoğraf Değerli Ses ve Fotoğraf Sanatçısı Mesut Eray arşivindendir.



Buradan atlı geçti - Mustafa Canan



Buradan atlı geçti

Mustafa Canan 

okuyor


O Türküyü çığırmaya başladığında Dörtnala koştu bütün atlar hüzne doğru, toynak sesleri çınladı kulaklarımda. Ölümlerin, acıların, kaybedişlerin, dertlerin arkasından yazılmış söylenmiş.. Gerçekci ölüm karşısındaki çaresizliğimizin anlatımıdır bu eserin sözleri.. Yazan acıya dokunmuş, gamı söylemiş, Okuyan ise yüreklerimizi dağlamış Öyleyse hep beraber 1963 yılı Taş Plak baskı kaydını hep beraber dinliyoruz..

Selam olsun onu seven hayranlarına…







Estarabimsiz kalın...


Estarabimsiz kalın...


Erkin Baba dan Estarabim - Şaşkın , Fikret Kızılok tan 'Kara Tren (Leylim leylim) ve Esengül'ün ölümsüz yorumu 'Sevip Koklayacağım'ı dinlerken kendimi telefonun ucunda buldum ve değerli büyüğüm , Hacı (Ahmet Tekbilek) ile telefonda sohbet yaptık .
Konu nerden nerelere geldi ve sonunda eşlik ettiği sanatçılardan sadece dikkatimi çeken eserlerdeki katılımlarını sordum ve onun anlatımı ile dinledim.
Bu arada 2011 yılında İsveç Göteborg'daki Folklorik ve Dünya Müzik Galasında "2011 Yılının Sanatçısı" ödülüne layık görülen Sanatçımız 'Hacı' Ahmet Tekbilek, geleneksel Türk müziğinde kullanılan ney, mey, ud, saz, surna, bagpipe, kaval ve neredeyse tüm enstrümanların ustasıdır.
Şimdiler de ise kişiye özel Ney ve Tulum üretmektedir.
Kendisine ait biri enstrumantel olmak üzere 2 adet 45 lik plağı, 1 Müzik Kaseti ve 1 de Müzik CD si bulunmaktadır
Mesela, Erkin Koray ile ' "Şaşkın' ve 'Estarabim' Esengül ile 'Sevip koklayacağım, 'Taht kurmuşsun kalbime, Çok geç olmadan' gibi v.s Fikret Kızılok ile 'Kara Tren' göze batanlarımdan olmuştur,yazıyorum bunları ama Lütfen dinleyiniz olurmu bende öyle yapacağım çünkü..
Pazar sabahı belki de dört defa üst üste dinledim tabi seside açmışım gaza gelip, Güller bitti dilimde, Güller bitti dilimde Estarabim, estarabim Sağdan, soldan estarabim...
Ağlayan bir gitara tertemiz vokallere ne demeli bilmiyorum ama özellikle beni ilgilendiren yazımızın konusu kulağıma giren o harmoniler yani o nefesli sazların tek kelimeyle mükemmel icrası , herşey çok güzel ama dedim ya nefesli sazlarda ki iki kardeşin yüreğe dokunan üflemeleri anlatılır gibi değil..
ağzınıza yüreğinize sağlık abiler diyorum sadece.
Şaşkın'ı dinlediğimde ise üflemeli sazlarda öne çıkan esere can katan, Zurna ya şapka çıkarıyorum, bildiğimiz Zurma işte, Zurna bile hiç bu kadar mutlu olmamıştır üflenmekten. Mesela ben o nu hiç sazlardan bile saymazdım eziyet derdim dinlemeye..

Eh işte doğuştan yetenekli insanlar diyoruz ya işte onlardan sadece ikisi bu kardeşler Hacı Ahmet Tekbilek ve Ömer Faruk Tekbilek ..
Şaşkın da Hacı tek eşlik ederken Erkin Baba'ya , Estarabim de ise yazdığım gibi iki kardeş birden eşlik ediyorlar.
Esengül'ü dinliyorum, 'Yastığımın üstüne habersiz bıraktığın bir tel siyah saçını Sevip koklayacağım' diyor ama ne diyor.
Kim yazdı bu sözleri hangi kafayla yazdın, ne içtin be abi... bu pudra şekeri işi değil biliyorum, tabi ki sizde biliyorsunuz
söz ve müzik Ali Avaz'a ait, işte yine yüreğemize dokunan bir kaval sesi yapma be Hacı abi yapma ramazan ayındayız inasanın canı şöyle iki bira istiyor hani.
ya Kızılok'un 'Kara Tren (Leylim Leylim)' de ki açılış ve yol göstermesine ne dersiniz bilemem..
Neyse konuya dönersek Okay geldi oğlum iyi dinleyicidir bilesiniz...
Baba Estarabim nedir karşılığını bulamıyorum dedi.
Hatırlayalım şöyle ne diyordu .
Estarabim, estarabim
Sağdan, soldan estarabim
ağır ağır sözleri hecelere bölerek okuyalım veya iyice algılamak için başa saralım 'Sağdan soldan estarabim'
tabi ki bilmeyenler için yazıyorum bunu .
Jargon'da turnike, yani ortamda bulunan kişilerin bir arada iken yaktıkları tek ya da iki sigarayı elden ele dolaştırarak içmeleridir. İşte böyle bir turnikede dönen iki sigara aynı anda tek kişiye gelirse o kişi turnikede pişti olmuş olur. Estarabim bu pişti olma halidir.
Okay da bu arada gereksiz bir şeyi öğrenmiş oldu
Bu arada Hacı'nın selamlarını paylamak istedim sizlere

Şaşkın
Estarabim
Sevip Koklayacağım
Kara Tren



Estarabimsiz kalın...


Çukurovanın Prensi Sadık İçlises


Çukurovanın Prensi
Sadık İçlises


Sarı Sultan Adana'nın Karaisalı kazasının Çungurlu köyündendir. Sarı Sultan'a aynı köyden, köyün sığırlarını güden Kör Bayram aşık olur, fakat Sultan'ı Bayram'a vermezler. İki aşıkta anlaşarak kaçarlar.
Bayram'la Sultan'ın kaçtığı duyulduktan sonra Sultan'ın babası kaçan iki aşığı şikayet eder ve yakalatır. Yakalanan iki aşık mahkemeye çıkmak üzere nezarete atılır. Kız tarafı Sultan'a, Bayram'ın kendisini zorla kaçırdığını söylemesi için baskı yaparlar. Baskılara dayanamayan Sultan, mahkemede bu şekilde ifade verir. Bayram tutuklanarak hapishaneye gönderilir, Sultan ise serbest bırakılır. Tutuklanan Bayram, mahkemeden çıkıp hapishaneye giderken irticali olarak Sarı Sultan türküsünü yakar.
Bu Barakdağı bozlağını sanatçımız Sadık İçlises den dinliyoruz.
'İki Jandarma ile Bir Onbaşı' diğer adıyla SARI SULTAN, yine mükemmel sözler ve emsalsiz bir yorum,

diğer önemli konu ise Çirkin Kral Yılmaz Güney 'in 1959 yılında yapmış olduğu 'Tütün Zamanı' adlı filimin konusunun, Sarı Sultan türküsünü çok güzel anlatıyor olması her iki Sanatçımızıda Rahmetle Anıyoruz.