O bir efsane, bir Alevi kabadayısıydı... Yadigar


O bir efsane, bir Alevi kabadayısıydı...

Kimi ona Deli Yadigâr derdi, kimi ise Kızılbaşoğlu Deli Yadigâr.
Okudukça, her iki adla da gönlünüzde yer edecek.


Deli Yadigâr: Sivas’ın Efsanevi Alevi Kabadayısı

“Yiğide kaçmak yakışmaz...”
– Deli Yadigâr

Bazı isimler vardır ki yaşadıkları semtin sokaklarında, kahvehanelerinde, dilden dile dolaşan efsanelere dönüşür.

Deli Yadigâr, ya da halk arasında bilinen bir diğer adıyla Kızılbaşoğlu Deli Yadigâr, işte böyle bir efsaneydi.

Bekçi Bakır  (Baki Yurtsever)

'Buradan bir atlı geçti'  adlı 45 lik plağı bugün elime geçti ve dinlemeye doyamadım. Bu yazımı onu tanıyabilmemiz açısından derleyip paylaşmak istedim. 




BEKÇİ BAKIR 
(BAKİ YURTSEVER)






Buradan bir atlı geçti
Gardaş Yarama bastı geçti
Tabip yaramı elleme
Yaramın vakti geçti 
Kurbanım her gelene
Gardaş Zülfünden ter gelene
Mezarımı yüce yapın
Yavrularım gölgelene 







'Sevenler Anlar' dedi. Müslüm Baba hayranları sokaklarda yürüdü..


Koca Çınar

Burhan PAKER

'Sevenler Anlar' dedi. Müslüm Baba hayranları sokaklarda yürüdü..


Hikâye bu ya... Çukurova’da başlar.

"Yetenekle kutsanmış bazı insanlar var aramızda" demiştik ya, içlerindeki o ses onlara hep ne yapmaları gerektiğini fısıldar.

Mesela, Sen İstanbul'da Hukuk okuyacaksın 2. Sınıfta bırakacaksın müziği tercih edineceksin ve yaşam tarzın olacak…Herkesin harcı değil işte..

O dönemlerde nasıl söylenirdi, bilirsiniz… Hatta babası da aynısını demiş:
“Çalgıcı mı olacaksın?”
Yapacak bir şey yok. İçindeki ses öyle istiyor.

Belki ikinci planda kalacaksın... Ama unutmayalım:
Sen – siz, yani ritim sazlar, besteciler olmadan müzik eseri oluşabilir mi? Hayır.