Aman tertip can tertip... Ersen

 

Aman tertip can tertip...

Ersen 

Ersen  (4 Temmuz 1946, İstanbul)

İstanbul Fatih'te doğdu. Annesi Karadeniz'den, babası ise Selanik taraflarından İstanbul'a gelip yerleşmişti. Ersen Dinleten küçük yaşlarda müziğe ilgi duymaya başladı. Ersen’e göre bir kahraman olan babası kemana ilgi duyuyordu; bu yüzden Ersen de çocukken babasının çalgısı olan kemanı, ayrıca mandolin ve gitar çalmayı öğrendi. Vaktinin çoğunu pratik yaparak geçiren Ersen, aynı zamanda şan eğitimi aldı ve daha sonra kendini yerel toplantılarda ve düğünlerde Türk halk türküleri söylerken buldu.

60'ların sonuna kadar birçok orkestrada çalıp söyledi. Ancak Ersen'in kaderi, Cem Karaca ile tanışınca değişti. Türk rock sahnesinde yeni parlayan bir yıldız olan Karaca, o dönem Bunalımlar grubunu yönetiyordu ve Ersen’e bir plak kaydı yapma fırsatı sundu. İlk 45’liği Olvido – Ak Güvercin 1969 yılında yayımlandı ve Ünol Büyükgönenç'in hipnotik gitar çalışını içeriyordu. 

Bir yıl sonra Ersen, Moğollar grubundan Aziz Azmet'in yerine geçti. Ancak bu işbirliği çok kısa sürdü çünkü Moğollar Fransa’ya gitti. Bunun üzerine Ersen, bir başka Anadolu pop grubu olan Üç Hürel ile çalıştı.

1970 yılında bir yandan kendi adına 45'likler çıkartan Ersen, diğer yandan da Moğollar'ın Ternek/Haliçte Güneşin Batışı 45'liğinde vokalist ve elektro kemancı olarak yer aldı. 

Aşıkane Nümayişin Müsebbibi Zeki Müren



Aşıkane Nümayişin Müsebbibi

Zeki Müren

(21 Aralık 1931 - 21 Eylül 1996)


   1929’da İş Bankası’nın ünlü kumbara afişini tasarlayan Güzel Sanatlar Akademisi hocası, grafiker, ressam, tiyatro oyuncusu ve güftekar Prof. Sabih Gözen, Zeki Müren’i ünlü yapacak olan 1953 tarihli ‘’Beklenen Şarkı’’ filmine adını veren ‘’Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin’’ şarkısının sözlerini yazan kişidir. 

   O dönemde Zeki Müren, radyo sayesinde tüm Türkiye tarafından tanınırken, Cahide Sonku ise büyük bir sinema yıldızıydı. Zeki Müren, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ikinci sınıf öğrencisiyken, oyunculuk tecrübesi olmamasına rağmen, dönemin en ünlü oyuncularından Cahide Sonku ile başrolü paylaşacaktı. Akademide hocası olan Sabih Gözen’in yazdığı bu güfteyi, nihavend makamında besteler. Sözleri tutkulu bir aşkı anlatan bu eser, dinlemekten büyük keyif aldığım bir şarkıdır. Ancak nedense başka hiçbir yorumdan dinlemeye tahammül edemem. 

Anadolu Rock Efsanesi  ‘’Barış Manço’’





Anadolu Rock Efsanesi  ‘’Barıs Manço’’

(2 Ocak 1943 - 1 Şubat 1999)




  II. Dünya Savaşı sırasında doğan ağabeyinin adını Savaş olarak adlandıran ailesi, savaşın sona ermesi anısına ona Barış adını verdi. Göbek adı, Sağlam Yusuf lakaplı merhum amcasını hatırlatmak amaçlı Tosun Yusuf olarak adlandırıldı. 
   Mehmet Barış Manço, sahne adıyla Barış Manço, müzisyen, şarkıcı, söz yazarı, oyuncu, yapımcı sıfatlarıyla karşımızda bulundu. Galatasaray Lisesi'nde okurken müzik kariyerine başlayan sanatçı, Anadolu rock müziğinin kurucuları arasında yer aldı.    

   En çok satan Türk sanatçılar arasında yer alan Manço aynı zamanda en çok ödül kazanan sanatçı ünvanı da aldı. Şarkılarının birçoğu İngilizce, Fransızca, Japonca, Yunanca, İtalyanca, Arapça ve Almanca dahil olmak üzere birçok farklı dile çevrildi. Manço, "7'den 77'ye" adlı televizyon programıyla dünyayı dolaştı ve birçok ülkeyi ziyaret etti. 
 
  Barış Manço, 2 Ocak 1943'te İstanbul'un Üsküdar ilçesinde Dünya'ya geldi, Adana doğumlu annesi Rikkat Uyanık Hanım, 1940'lı yılların başında ünlü bir şarkıcıydı. 

  • 1950'lerde Galatasaray Lisesi'nde okuduğu sırada, ilk grubu Kafadarlar'ı kurdu. 
  • 1962 ve 1963 yıllarında, bir sonraki grubu Harmoniler ile bazı Amerikan halk şarkılarının coverlarını ve Türk halk şarkılarının rock'n roll şeklinde yeniden düzenlemelerini kaydetti ve böylece Türk halk müziği ile rock müziğin bir sentezi olan Anadolu rock akımının başlangıcı oldu. 
  • 1963'te liseyi bitirip Avrupa'ya taşındı, Paris’e gitti. Yerel müzisyenler ile gruplar kurdu ve başta İngilizce ve Fransızca olmak üzere Türkçe olarak bazı 45'likler kaydetti.  
  • 1964'te Belçika'nın Liège kentindeki Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitimine devam etti.
  • 1967'ye kadar Les Mistigris grubuyla Almanya, Belçika, Fransa ve Türkiye'ye turnelere çıktı. 1967'de talihsiz bir kaza geçiren sanatçı yara izini gizleme amacıyla karakteristik bıyığını uzatmaya başladı. Daha sonra Kaygısızlar Grubunu kuran sanatçı Mazhar Alanson ve Fuat Güner ile birlikte birkaç 45'lik kaydetti. 
  • 1971'de ilk albümü, bugün hala yaygın olarak "Dağlar Dağlar" olarak anılan "Dünden Bugüne"yi yaptı.
  • 1962 Bilinen ilk 45'liği "Twistin Usa / The Jet" olan sanatçımız 1970 yılına kadar yaklaşık 15 adet 45'lik kaydetti. 
  • 1970 yılında ilk hit 45'liği "Dağlar Dağlar"ı çıkardı ve bu şarkı Türkiye'de 100.000'den fazla sattı ve Platin Plak Ödülü aldı. Bugün hala en popüler şarkılarından birisi olarak dinleniyor. Anadolu'nun bir başka etkili Türk Rock Grubu olan Moğollar ile birkaç 45'lik kaydettiler. Daha sonra Türkiye'ye dönen sanatçı Kaygısızlar ile kayıtlar yaptı. 
  • 1972 yılından ölümüne kadar kendisine eşlik edecek olan efsane Kurtalan Ekspres'i kurdu ve 45lik’lere devam etti. 
  • 1975 yılında birçok enstrümantal parçanın yer aldığı bir konsept albüm olan ilk derlenmemiş LP'si "2023"ü çıkardı. 1975 yılında "Baba bizi eversene" adlı filminde rol aldı. Bu kariyeri boyunca rol aldığı tek film olarak kaldı. 
  • 1976'da Uluslararası başarı elde etmek amacı ile adının tuhaf bir kopyası olan "Baris Mancho" adlı LP sini yayınladı. Albüm ona umduğu şöhreti getirmese de Romanya ve Fas'ta listelerin zirvesine yerleşti. 
  • 1977 aynı albüm Türkiye'de "Nick the Chopper" adıyla yayımlandı. 
  • 1977'den 1980'e kadar Türkiye'de, "Sakla samanı gelir zamanı" (1977), "Yeni bir gün" (1979) ve "20. Sanat Yılı Disko Manço"(1980) adlı eski 45'lik'lerin derlemelerinden oluşan üç albüm daha çıkardı.
  • Bu albümlerin hepsi artık çok nadirdir. Ancak bu eserlerin çoğu daha sonraki "Ben bilirim" ve "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" albümlerinde kullanıldı. 
  • 1981'de Manço, Kurtalan Ekspres ile birlikte "Sözüm Meclisten Dışarı"yı çıkardı. Albümde "Alla beni pulla beni", "Arkadaşım eşek", "Gülpembe", "Hal hal" ve "Dönence" gibi birçok hit şarkı yer aldı. Albüm en popüler eserlerinden biri olmaya devam ediyor ve 1980'lerde Manço'nun popülaritesini artırdı. "Arkadaşım eşek" Başta bir çocuk şarkısı olarak tasarlanmamasına rağmen kısa sürede çocuklar arasında çok popüler oldu. Ahmet Güvenç'in Manço'nun anneannesi için bestelediği "Gülpembe" muhtemelen "Dağlar Dağlar"ın tek gerçek rakibi olmuştur.
  • 1983 yılında "Estağfurullah Ne Haddimize" yayımlandı. Albümde "Halil İbrahim Sofrası" ve sanatçının ilk şarkısının yeni bir versiyonu olan "Kol Düğmeleri" ("Mango Seeds") hitleri yer aldı. 
  • 1985 yılında, "Gibi Gibi" ve "24 ayar Manço" yayınlandı. Bu Manço'nun sound'unda, grup odaklı rock tabanlı bir sesten oluşan eski eserlerin aksine, synthesizer ve davul makinelerinin yoğun kullanımıyla karakterize edilen bir değişimin başlangıcı oldu. 
  • İlerleyen yıllarda "Değmesin Yağlı Boya" (1986), "Sahibinden İhtiyaçtan" (1988) ve "Darısı Başınıza" (1989) albümlerini yayımlayan Manço, bu albümlerde hit şarkılara yer verdi ve yeni sound'unu ortaya koydu. 
  • 1988 yılında Manço'nun yönetmenliğini ve sunuculuğunu yaptığı "7'den 77'ye" adlı televizyon programı TRT 1'de yayınlanmaya başladı. Yayında olduğu sekiz yıl boyunca büyük bir başarı elde eden birleşik bir müzik, talk show ve belgesel programıydı. Manço, gösteri için 150'ye yakın ülkeyi gezdi. Gösterinin çocuklara yönelik bir bölümü olan "Adam Olacak Çocuk", Manço'nun genç izleyiciler arasındaki popülaritesini güçlendirdi. 
  • "Mega Manço" (1992) ve "Müsaadenizle Çocuklar" (1995) albümleri, 1992 tarihli çocuk hiti "Ayı"nın sınırlı başarısına rağmen, kariyerinin en zayıf teklifleri olarak kabul edildi. 
  • 1995'te Kurtalan Ekspres ile Japonya turnesine çıktı ve bu da tek canlı albümü olan "Live in Japan"ı (1996) ortaya çıkardı. O ülkede iki albüm çıkardı ve 1980'lerin hit şarkılarından ikisi olan "Domates, Biber, Patlıcan" ve "Nane Limon Kabuğu" şarkılarına atıfta bulunarak "sebzeler hakkında şarkılar yazan adam" olarak tanındı. 
  • 1 Şubat 1999'da Barış Manço, kısa süre önce tamamladığı son çalışması "Mançoloji" (1999), hit şarkılarının yeni kayıtlarının yanı sıra bitmemiş bir enstrümantal şarkı olan "40 yıl" adlı ikili albümü yayınlanmadan önce ani bir kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Ani ölümü milyonlarca insanı yasa boğdu, on binlerce kişi cenazesine katıldı. İstanbul'da Kanlıca Mezarlığı'na defnedildi. Barış Manço, Türkiye'nin en etkili pop müzisyenlerinden biriydi. Kariyerinin başlarında, o ve farklı grupları, Geleneksel Türk Halk Müziğini hala Türk Pop Müziğinin temel özelliklerinden biri olan Rock etkileriyle birleştirerek Türk Rock hareketine önemli katkılarda bulundu. 1970'lerin Progresif Rock'ından etkilenerek Anadolu Rock akımına öncülük eden Manço, on yıl sonra elektronik enstrümanlarla yaptığı deneylerle 1990'lı yıllarda Türk Halk Müziğinine katkıda bulundu. Farklı temaları kapsayan ancak çoğunlukla "aşık" (gezgin halk şairleri) geleneğinin biraz modernize edilmiş bir versiyonunu içeren şarkı sözleri, çoğunlukla aşk şarkılarının hakim olduğu 1980'lerin pop müzik sahnesine marjinal kaldı. 
  • 2002 yılında, "Yüreğimdeki Barış Şarkıları" adı altında, arabesk, pop ve rock gibi çeşitli türlerden on beş popüler Türk sanatçının yer aldığı bir saygı albümü yayınlandı. 
  • ve Yıl 2024,  şu an satışta bulunan bu albümün yapımcısı Emre Müzik’e, sanatçının biyografi ve diskografisini yazma fırsatı veren kardeşim Hacer Mete Hanımefendi' ye ve emeği geçen mutfaktaki tüm ekibe teşekkürlerimi sunuyorum. 


Bu güzel Picture Disk Uzunçaları hala almadıysanız

Kemal ÜNGÖR /Eylül 2024

















Neşe Karaböcek - Kimsesiz Gazeteci


Neşe Karaböcek


Kimsesiz Gazeteci


Mahzuni Şerif tarafından yazılmış ve Selda Bağcan tarafından söylenmiş bir şarkıda "gazeteci" kelimesinin ima ettiği anlam farklı olur.

Neşe Karaböcek gibi politikayla ilgisi olmayan bir sanatçının yorumladığı bir şarkıda ise bu kelimenin çağrıştırdığı anlam elbette değişir.

Hatta "gazeteci" çocuk ise, Selda'nın şarkısında bu, muhtemelen bir işçi çocuktur.

Arabesk ya da fantezi müzik söyleyen bir sanatçının seslendirdiği parçada ise, "gazeteci çocuk", aşk acısının haberini satan herhangi bir figür hâline gelir.

"Kimsesiz gazeteci" ise ayrı bir merak konusu… Eskilerin “müvezzi” dediği, sabahın erken saatlerinde bayiden gazeteleri alıp koltuğunun altına sıkıştırarak sokak sokak dolaşıp satan, genellikle çocuk yaştaki kişilerden bahsediyoruz.

1962-64 yılları arasında çıkan bir 45’lik plak, Arabesk müziğin ilk sinyallerini veren, acıklı ve hüzün yüklü bir örnek gibidir. Neşe Karaböcek’in telaşlı söyleyişi ve güfte-beste arasındaki uyumsuzluk dikkat çekse de, yine de şarkının kendine özgü naif bir yanı vardır.













Taş, belki de müzik tarihinin ilk ritm aletidir. Yeter gayrı yumma gözün kör gibi


Taş, belki de müzik tarihinin ilk ritm aletidir.


Bir taşın nesi var iki taşın sesi var der gibi.
Bu net bir cevap bence..
Taşın hayatımızdaki yeri ise ne kadar başka değilmi ..
Onun için Veysel gözüyle bakalım dedim.
Veysel'in Tanrıya olan sevgisi, onu ona şikayet edecek kadar ululaşmış, saf temiz, taş toprak kokan buruk deyişi ile .. Beni anla der gibi...

Konu da taş olunca; bakalım şöyle.

Taş; kimine ev, kimine gülle, kimine balta, usta bir elde sanat olmuş taş. Yolcuya yol, susuza çeşme, dindara mabet, Babil'e kule...
kimine türbe, kimine mezar taşı olmuş taş .
... ve bugüne dek gelmiş. En basit şekli ile Güney Amerika köylülerinin elinde bir protesto aleti olmuş taş.


Şarkılar senin için - Müslüm Gürses


Şarkılar senin için - Müslüm Gürses

Aslında Dervişin ve Muhterem Hanımın biraz bilinmeyenlerini, yine onların sanatçı arkadaşlarından bizzat dinlemiş olduğum hatıraları ile pekiştirerek yazmaya çalıştım. Onları anlatmaya kelimeler yetmez, haklarında her türlü bilgiye erişmeniz mümkündür ama ben biraz olsun farklı şeyler kaleme almaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz.



Sadık İçlises - Örene vardım

Sadık İçlises 

Örene vardım


Arguvan Türküleri derken bir makamdan bir usulden bahsediliyor sanırdım

aslında Arguvan Osmanlı Devleti zamanında Tahir bucağı adı ile Arapgir'e bağlı olan sonradan ilçe olarak Diyarbakır'a bağlanmış daha sonra tekrar Tahir adı ile Keban'a sonrasında da Malatya'ya bağlanmış bir ilçemizdir.

Yöreye ait o kadar türküler varki hikayelerini araştırıp bulmak gerekiyor.

Bende bir türküye takıldım kaldım biraz araştırdıktan sonra sizlerle paylaşmak istedim.

TRT dağarcığında 206 numarada kayıtlı olan “Örenli Gelin” türküsünü TRT Müzik Dairesi Başkanlığı THM Müdürlüğü derlemiş. Yöresi türküde geçen yer adından dolayı Malatya Akçadağ Ören Köyü, Kaynak kişi İlhan Kızılay olarak kaydedilmiş.

Giderim giderim de Ören'e benzer anam Ören'e benzer

Yıkılmış evleri de virana benzer di loy loy Ören'li gelin

Akçadağ köyüne de Ören diyorlar anam diyorlar

Senin bu derdine de verem diyorlar

Loy loy diloy loy Ören'li gelin

Giderim giderim de yolum yan gelir anam yan gelir

Ah ettikçe içerimden kan gelir loy loy diloy loy Ören'li gelin

Kazın mezarımı da dört yol üstüne anam üstüne

Yar gelip geçtikçe de bana can gelir

Loy loy diloy loy Ören'li gelin

Bu uzun havayı, Nezahat Bayram, Zeki Müren ve Muazzez Abacı’nın sesinden TRT radyolarında –İlhan Kızılay’dan alınan bir Malatya türküsü anonsuyla sıkça dinlemiş idik, Türküyü Ceylan, Selahattin Alpay, Teslim Budak, Bedri Karahan’ın (Topal Bedo) vd. okuduğu gibi

Çukurovadan Sesler Topluluğu Sanatçısı Sadık İçlises den dinleme bahtiyarlığına da ulaştım.

1969 yılında Philips Plak dan yayınlanan 'Örene Vardım' adlı bu uzunhavanın hikayesine baktığımız zaman Türküde bilinen bir şey var; gelin veremli olduğu ve  görüldüğü gibi başka öyküsü de yok…

Beni etki altında bırakan ise  'Yıkılmış evleri de virana benzer' dizeleridir yörenin geçmişte yaşamış olduğu Debrem felaketleri ile eşleştiremedimse de sanatçının yorumunda yüreğimi büken tarafı buydu ve istemesemde

acaba der gibi aklımdan geçmedi değil.

Belkide bölgede dün dün yaşamış olduğumuz acının etkisiyle böyle düşünmek durumunda kaldım.

Güzel Türkü güzel bir yorum dinlemek lazım..   daha doğrusu Erguvan Türkülere takılmak lazım



Tülay German: Anadolu-Pop'un Öncü Sesi

 

Tülay German: Anadolu-Pop'un Öncü Sesi


Bir devrin değişimini sesiyle mümkün kılmak.

Tülay German için yazılmış bu dizeler, halk ozanı Âşık Ali İzzet Özkan’a ait. Sanatçının sesinden ilk kez “Mühür Gözlüm” türküsünü dinledikten sonra, içine işleyen duygularla kaleme almış. O türküde bir şeyler kopmuş içinde, "Ama sırrına eremedim," demiş.
Tülay German gerçekten de bir sırrı taşıyordu:
Bir devrin değişimini sesiyle mümkün kılmak.