Bunalımlar - Taş Var Köpek Yok

BUNALIMLAR


1965’te Sorular adıyla kurulan ve psychedelic müzik topluluklarının şarkılarını seslendiren grubu yazlık sinemalardan birinde film gösteriminden önce dinleyen Cem Karaca, onlara Cem Karaca–Apaşlar konserlerinde ön grup olma teklifinde bulunmuştu. Grubu daha yakından tanıma olanağı bulan Karaca, iki hafta sonra bu kez bir 45’lik çıkarmaları için kendilerine yardım ediyordu.

Sorular grubundan Ahmet Güvenç (bas gitar) ile Aydın Çakuş (gitar, vokal), yanlarına davulcu Hüseyin Sultanoğlu’nu alarak Grup Bunalım ismiyle 1969’da Taş Var Köpek Yok / Yeter Artık Kadın adlı 45’lik plağı yayımladı.

Aydın Çakuş bestesi "Taş Var Köpek Yok", herkesin Anadolu rock peşinde olduğu bir dönemde, Batılı normlarda rock müziği talep edenlerin yüreğine su serpmişti. Aynı yıl İzmir Fuarı’na çağrılan Bunalım, gazino sahnesinde psychedelic örnekler sergileyerek kimseye taviz vermemişti.

Yıllar içinde kadrosu sürekli değişecek olan grup, Aydın ÇakuşAhmet Güvenç ve Hüseyin Sultanoğlu tarafından kurulur. 

Aydın Çakuş, grubun her şarkısında gitarda yer alır. Onu, grubun şefi olarak nitelendirmek mümkündür. Aynı zamanda Erkin Koray ile kurduğu Ter grubunda da yetenekli bir gitarist olduğunu göstermiştir. Günümüzde ABD’de kurduğu Fear Nature adlı metal grubuyla üç albüm yayımlamıştır.
Ahmet Güvenç, grup kurulduğunda bas gitarda yer alır. Daha sonra Kurtalan Ekspres’in de basçısı olur ve uzun yıllar Barış MançoCem Karaca gibi isimlerle müzik yaparak yaşayan bir efsaneye dönüşür. Özellikle Dönence şarkısındaki performansı hafızalardadır.
Hüseyin Sultanoğlu ise "Bunalımlar"dan sonra Cem Karaca’nın Dervişan grubunda davul çalar. Unutamadığım ve Nem Kaldı gibi şarkılarda onun izleri vardır.

Grup, farklı mekanlarda sahne alırken ve cover’lar yaparken, Cem Karaca’nın desteği ve o dönemde sahibi olduğu Türkofon Plak şirketinin etiketiyle 1970 yılında ilk 45’liklerini yayımlar. Plakın A yüzünde Taş Var Köpek Yok, B yüzünde ise Yeter Artık Kadın yer alır.
Yeter Artık Kadın ise Iron Butterfly’ın 1968 tarihli Get Out of My Life adlı şarkısının cover’ıdır. Sözleri ve düzenlemesi yine Cem Karaca’ya aittir. Orijinaline göre daha sert tonda, isyankar ve kirli bir vokalle seslendirilir.
 
1971 yılında çıkan Başak Saçlım 45’liği enstrümantal anlamda büyük bir şölen sunar. Gitarda Aydın Çakuş’un yanında Berç Yenal, bateride Nur Yenal, bas gitarda ise Melik Yirmibir yer alır. Plakın diğer yüzünde ise Bunalımlar adlı parça bulunur. Şarkı, dinleyiciyi zor zamanlarında intihara sürükleyecek kadar karanlık bir atmosfere sahiptir; org melodisi adeta dünyanın yükünü omuzlara taşır. Berç ve Nur Yenal kardeştir, Melik Yirmibir ise kuzenleri.

Nur Yenal’ın davula geçiş hikâyesi ise ilginçtir. Bir konser öncesi dönemin davulcusu Mehmet Gözüpek ortadan kaybolunca, 15-16 yaşındaki Nur’a davul çalıştırılır. Kısa sürede sağlam bir performans sergileyen Nur, iki yıl sonra Ter grubunun da davulcusu olur.

1971 yılında Aziz Azmet’in çıkardığı Yollar 45’liğinde de nefis işlere imza atarlar. Daha sonra Erkin Koray’ın Krallar ve Şaşkın şarkılarında da davul çalan Nihat Örenel burada davuldadır. Bas gitar ise yine Ahmet Güvenç’e emanettir; ortaya adeta bir “eargasm” çıkar. 45’liğin diğer yüzünde Hele Hele Gel yer alır. Nefis melodi akışı ve vokal ile uyumlu elektro gitarın yarattığı etki, tam bir Anadolu Rock şölenidir. Aziz Azmet’in vokali oldukça keyiflidir.

1972’de Rıfat Öncel’in Bir Yar İçin / Ayrılık Olmasaydı 45’liğinde de yer alırlar. Sazda Arif Sağ ile müthiş bir uyum yakalanır. Davulda, daha sonra Kardaşlar grubunda da çalacak olan Cengiz Teoman vardır.

Aynı yıl Fikri Tatbak ile bir 45’lik çalışması daha yapılır. Fikri Tatbak, arkasındaki grubun güçlü tonunu rahatlıkla taşır. Albümdeki diğer şarkı olan Aşk Senin Bildiğin Gibi Değil, “nananananaana” eşliğinde enfes gitar sololarıyla bezenmiştir.

Ve gelelim belki de en özel çalışmaya: 1972’de yine Rıfat Öncel ile yayımlanan Kınalı Gelin / Güzel 45’liği. Güzel parçasında akıcı bir solo, rahat ve duru vokaliyle Rıfat Öncel’in huzur veren yorumu vardır.

Finalde ise büyük parça gelir: Kınalı Gelin. Dağlarda yaşayan Kınalı Gelin’e, psychedelic gitar sololar eşliğinde seslenilir. Bas gitarda Melik Yirmibir’in atını sürdüğü, Rıfat Öncel’in adeta tanrısal bir üslupla seslendiği bu şarkı, “ver elini gidelim gayrı” dizeleriyle hafızalara kazınır.

Taş Var Köpek Yok, M.S. 500 yılında yazılmış bir Sanskritçe şiirdir. Şiiri Can Yücel çevirir, Cem Karaca ise sözleri derleyip aranje eder. Şarkının 3:29’unda Karaca şarkıya dahil olur ve 1400 yıl sonra taşı "atar". Bu eser, bir Garage Rock örneğidir.

“Taş Var Köpek Yok” parçası, Türkiye’nin 1970'li siyasi atmosferi düşünüldüğünde oldukça sert ve cesur bir çalışmadır. 1960’larda ABD'yi sallayan garage rock akımına benzer öğeler barındırmasının yanı sıra, sertliği ve basit akor yapısıyla 1970 gibi erken bir tarihte İngilizlerin meşhur '77 tarzı punk anlayışının temel özelliklerini de yansıtır.

Taş var köpek yok, taş var köpek yok
Taş yok köpek var, taş yok köpek var
Taş var köpek var, taş var köpek var
Ama kralın köpek
Sıkıysa at taşı

Cem Karaca: Dur bir dak'ka kardeşim, dur bir dak'ka
Cem Karaca: Bu şiir ne zaman yazılmış?
Aydın Çakuş: Vallahi... bi dak'ka, milattan sonra 500'lerde filan.
Cem Karaca: Kaç yıl geçmiş o zamandan beri?
Aydın Çakuş: 1400 sene filan...
Cem Karaca (öfkeyle): 1400 sene geçmiş... E artık atarız taşı arkadaş!
Aydın Çakuş: Kayıt yapıyoruz hocam, n’oldu şimdi, sırası mı?

Bu sahne, hem dönemin politik ruhunu hem de şarkının isyanını simgeler.





 Kırmızı Ay Altında Geceler

 Kırmızı Ay Altında Geceler


Tandy Love (gerçek adı: Andrew Shallcross, diğer adıyla Andy Votel, 1975 doğumlu), İngiliz bir prodüktör ve müzisyendir. Finders Keepers Records, Pre-Cert Home Entertainment ve Dead-Cert Home Entertainment şirketlerini ortaklaşa yürütmektedir.

Optİkler (Robert Kolejİ)

 

Optİkler (Robert Kolejİ) 

“Köylü Kizi” / “Wer Last Day” on Sayan, 1967 Mİllİyet


Optikler, 1967 Milliyet pop music contest, March 12, 1967: Gökhan Cansen, Jan Kurban, Kemal Ebcioğlu, Rüçhan Çamay (one of the judges), Bülent Terem, and Osman Kermen

Optikler, 1967 Milliyet pop müzik yarışması, 12 Mart 1967: Gökhan Cansen, Jan Kurban, Kemal Ebcioğlu, Rüçhan Çamay (jüri üyelerinden biri), Bülent Terem ve Osman Kermen
Optikler, 12 Mart 1967 tarihinde düzenlenen 1967 Milliyet pop müzik yarışmasının kazananı olarak açıklandı. Soldan sağa: Gökhan Cansen, Jan Kurban, Kemal Ebcioğlu, Rüçhan Çamay (jüri üyelerinden biri), Bülent Terem ve Osman Kermen

Tam sayfayı görmek için tıklayın.

Bİrsen Armağan  & Yurdaer Doğulu Orkestrası


Bİrsen Armağan 
& Yurdaer Doğulu Orkestrası


Bir kadın vokalist ; Birsen Armağan'ın Yurdaer Doğulu Orkestrası ile yaptığı bu güzel plak.
“Helvacı”, ilginç bir gitar ve bas girişiyle başlıyor; ama ben özellikle sıra dışı ritmi ve uzun gitar introsu nedeniyle **“Gül Ayşe”**yi daha çok beğendim.
Bu 45’lik 1967 yılında yayımlandı. 

1968’d
e Melodi etiketinden çıkan diğer bir 45’liği:
Gel Gel Gel” ("Come Come Come") 
Birsen Armağan with the Yurdaer Doğulu Orchestra Melodi 45 Gul Ayse“Ah! Yalancılık” (Aslen Mason Williams ve Nancy Ames’in söylediği, Ester ve Abi Ofarim ikilisiyle ünlenen “Cinderella Rockafella” parçasının Türkçe uyarlaması)
Gel Gel Gel”, doğrudan ye ye tarzında bir pop şarkısı – önceki çalışmalarından oldukça farklı.


Aman tertip can tertip... Ersen

 

Aman tertip can tertip...

Ersen 

Ersen  (4 Temmuz 1946, İstanbul)

İstanbul Fatih'te doğdu. Annesi Karadeniz'den, babası ise Selanik taraflarından İstanbul'a gelip yerleşmişti. Ersen Dinleten küçük yaşlarda müziğe ilgi duymaya başladı. Ersen’e göre bir kahraman olan babası kemana ilgi duyuyordu; bu yüzden Ersen de çocukken babasının çalgısı olan kemanı, ayrıca mandolin ve gitar çalmayı öğrendi. Vaktinin çoğunu pratik yaparak geçiren Ersen, aynı zamanda şan eğitimi aldı ve daha sonra kendini yerel toplantılarda ve düğünlerde Türk halk türküleri söylerken buldu.

60'ların sonuna kadar birçok orkestrada çalıp söyledi. Ancak Ersen'in kaderi, Cem Karaca ile tanışınca değişti. Türk rock sahnesinde yeni parlayan bir yıldız olan Karaca, o dönem Bunalımlar grubunu yönetiyordu ve Ersen’e bir plak kaydı yapma fırsatı sundu. İlk 45’liği Olvido – Ak Güvercin 1969 yılında yayımlandı ve Ünol Büyükgönenç'in hipnotik gitar çalışını içeriyordu. 

Bir yıl sonra Ersen, Moğollar grubundan Aziz Azmet'in yerine geçti. Ancak bu işbirliği çok kısa sürdü çünkü Moğollar Fransa’ya gitti. Bunun üzerine Ersen, bir başka Anadolu pop grubu olan Üç Hürel ile çalıştı.

1970 yılında bir yandan kendi adına 45'likler çıkartan Ersen, diğer yandan da Moğollar'ın Ternek/Haliçte Güneşin Batışı 45'liğinde vokalist ve elektro kemancı olarak yer aldı. 

Aşıkane Nümayişin Müsebbibi Zeki Müren



Aşıkane Nümayişin Müsebbibi

Zeki Müren

(21 Aralık 1931 - 21 Eylül 1996)


   1929’da İş Bankası’nın ünlü kumbara afişini tasarlayan Güzel Sanatlar Akademisi hocası, grafiker, ressam, tiyatro oyuncusu ve güftekar Prof. Sabih Gözen, Zeki Müren’i ünlü yapacak olan 1953 tarihli ‘’Beklenen Şarkı’’ filmine adını veren ‘’Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin’’ şarkısının sözlerini yazan kişidir. 

   O dönemde Zeki Müren, radyo sayesinde tüm Türkiye tarafından tanınırken, Cahide Sonku ise büyük bir sinema yıldızıydı. Zeki Müren, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi ikinci sınıf öğrencisiyken, oyunculuk tecrübesi olmamasına rağmen, dönemin en ünlü oyuncularından Cahide Sonku ile başrolü paylaşacaktı. Akademide hocası olan Sabih Gözen’in yazdığı bu güfteyi, nihavend makamında besteler. Sözleri tutkulu bir aşkı anlatan bu eser, dinlemekten büyük keyif aldığım bir şarkıdır. Ancak nedense başka hiçbir yorumdan dinlemeye tahammül edemem. 

Anadolu Rock Efsanesi  ‘’Barış Manço’’





Anadolu Rock Efsanesi  ‘’Barıs Manço’’

(2 Ocak 1943 - 1 Şubat 1999)




  II. Dünya Savaşı sırasında doğan ağabeyinin adını Savaş olarak adlandıran ailesi, savaşın sona ermesi anısına ona Barış adını verdi. Göbek adı, Sağlam Yusuf lakaplı merhum amcasını hatırlatmak amaçlı Tosun Yusuf olarak adlandırıldı. 
   Mehmet Barış Manço, sahne adıyla Barış Manço, müzisyen, şarkıcı, söz yazarı, oyuncu, yapımcı sıfatlarıyla karşımızda bulundu. Galatasaray Lisesi'nde okurken müzik kariyerine başlayan sanatçı, Anadolu rock müziğinin kurucuları arasında yer aldı.    

   En çok satan Türk sanatçılar arasında yer alan Manço aynı zamanda en çok ödül kazanan sanatçı ünvanı da aldı. Şarkılarının birçoğu İngilizce, Fransızca, Japonca, Yunanca, İtalyanca, Arapça ve Almanca dahil olmak üzere birçok farklı dile çevrildi. Manço, "7'den 77'ye" adlı televizyon programıyla dünyayı dolaştı ve birçok ülkeyi ziyaret etti. 
 
  Barış Manço, 2 Ocak 1943'te İstanbul'un Üsküdar ilçesinde Dünya'ya geldi, Adana doğumlu annesi Rikkat Uyanık Hanım, 1940'lı yılların başında ünlü bir şarkıcıydı. 

  • 1950'lerde Galatasaray Lisesi'nde okuduğu sırada, ilk grubu Kafadarlar'ı kurdu. 
  • 1962 ve 1963 yıllarında, bir sonraki grubu Harmoniler ile bazı Amerikan halk şarkılarının coverlarını ve Türk halk şarkılarının rock'n roll şeklinde yeniden düzenlemelerini kaydetti ve böylece Türk halk müziği ile rock müziğin bir sentezi olan Anadolu rock akımının başlangıcı oldu. 
  • 1963'te liseyi bitirip Avrupa'ya taşındı, Paris’e gitti. Yerel müzisyenler ile gruplar kurdu ve başta İngilizce ve Fransızca olmak üzere Türkçe olarak bazı 45'likler kaydetti.  
  • 1964'te Belçika'nın Liège kentindeki Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'nde eğitimine devam etti.
  • 1967'ye kadar Les Mistigris grubuyla Almanya, Belçika, Fransa ve Türkiye'ye turnelere çıktı. 1967'de talihsiz bir kaza geçiren sanatçı yara izini gizleme amacıyla karakteristik bıyığını uzatmaya başladı. Daha sonra Kaygısızlar Grubunu kuran sanatçı Mazhar Alanson ve Fuat Güner ile birlikte birkaç 45'lik kaydetti. 
  • 1971'de ilk albümü, bugün hala yaygın olarak "Dağlar Dağlar" olarak anılan "Dünden Bugüne"yi yaptı.
  • 1962 Bilinen ilk 45'liği "Twistin Usa / The Jet" olan sanatçımız 1970 yılına kadar yaklaşık 15 adet 45'lik kaydetti. 
  • 1970 yılında ilk hit 45'liği "Dağlar Dağlar"ı çıkardı ve bu şarkı Türkiye'de 100.000'den fazla sattı ve Platin Plak Ödülü aldı. Bugün hala en popüler şarkılarından birisi olarak dinleniyor. Anadolu'nun bir başka etkili Türk Rock Grubu olan Moğollar ile birkaç 45'lik kaydettiler. Daha sonra Türkiye'ye dönen sanatçı Kaygısızlar ile kayıtlar yaptı. 
  • 1972 yılından ölümüne kadar kendisine eşlik edecek olan efsane Kurtalan Ekspres'i kurdu ve 45lik’lere devam etti. 
  • 1975 yılında birçok enstrümantal parçanın yer aldığı bir konsept albüm olan ilk derlenmemiş LP'si "2023"ü çıkardı. 1975 yılında "Baba bizi eversene" adlı filminde rol aldı. Bu kariyeri boyunca rol aldığı tek film olarak kaldı. 
  • 1976'da Uluslararası başarı elde etmek amacı ile adının tuhaf bir kopyası olan "Baris Mancho" adlı LP sini yayınladı. Albüm ona umduğu şöhreti getirmese de Romanya ve Fas'ta listelerin zirvesine yerleşti. 
  • 1977 aynı albüm Türkiye'de "Nick the Chopper" adıyla yayımlandı. 
  • 1977'den 1980'e kadar Türkiye'de, "Sakla samanı gelir zamanı" (1977), "Yeni bir gün" (1979) ve "20. Sanat Yılı Disko Manço"(1980) adlı eski 45'lik'lerin derlemelerinden oluşan üç albüm daha çıkardı.
  • Bu albümlerin hepsi artık çok nadirdir. Ancak bu eserlerin çoğu daha sonraki "Ben bilirim" ve "Sarı Çizmeli Mehmet Ağa" albümlerinde kullanıldı. 
  • 1981'de Manço, Kurtalan Ekspres ile birlikte "Sözüm Meclisten Dışarı"yı çıkardı. Albümde "Alla beni pulla beni", "Arkadaşım eşek", "Gülpembe", "Hal hal" ve "Dönence" gibi birçok hit şarkı yer aldı. Albüm en popüler eserlerinden biri olmaya devam ediyor ve 1980'lerde Manço'nun popülaritesini artırdı. "Arkadaşım eşek" Başta bir çocuk şarkısı olarak tasarlanmamasına rağmen kısa sürede çocuklar arasında çok popüler oldu. Ahmet Güvenç'in Manço'nun anneannesi için bestelediği "Gülpembe" muhtemelen "Dağlar Dağlar"ın tek gerçek rakibi olmuştur.
  • 1983 yılında "Estağfurullah Ne Haddimize" yayımlandı. Albümde "Halil İbrahim Sofrası" ve sanatçının ilk şarkısının yeni bir versiyonu olan "Kol Düğmeleri" ("Mango Seeds") hitleri yer aldı. 
  • 1985 yılında, "Gibi Gibi" ve "24 ayar Manço" yayınlandı. Bu Manço'nun sound'unda, grup odaklı rock tabanlı bir sesten oluşan eski eserlerin aksine, synthesizer ve davul makinelerinin yoğun kullanımıyla karakterize edilen bir değişimin başlangıcı oldu. 
  • İlerleyen yıllarda "Değmesin Yağlı Boya" (1986), "Sahibinden İhtiyaçtan" (1988) ve "Darısı Başınıza" (1989) albümlerini yayımlayan Manço, bu albümlerde hit şarkılara yer verdi ve yeni sound'unu ortaya koydu. 
  • 1988 yılında Manço'nun yönetmenliğini ve sunuculuğunu yaptığı "7'den 77'ye" adlı televizyon programı TRT 1'de yayınlanmaya başladı. Yayında olduğu sekiz yıl boyunca büyük bir başarı elde eden birleşik bir müzik, talk show ve belgesel programıydı. Manço, gösteri için 150'ye yakın ülkeyi gezdi. Gösterinin çocuklara yönelik bir bölümü olan "Adam Olacak Çocuk", Manço'nun genç izleyiciler arasındaki popülaritesini güçlendirdi. 
  • "Mega Manço" (1992) ve "Müsaadenizle Çocuklar" (1995) albümleri, 1992 tarihli çocuk hiti "Ayı"nın sınırlı başarısına rağmen, kariyerinin en zayıf teklifleri olarak kabul edildi. 
  • 1995'te Kurtalan Ekspres ile Japonya turnesine çıktı ve bu da tek canlı albümü olan "Live in Japan"ı (1996) ortaya çıkardı. O ülkede iki albüm çıkardı ve 1980'lerin hit şarkılarından ikisi olan "Domates, Biber, Patlıcan" ve "Nane Limon Kabuğu" şarkılarına atıfta bulunarak "sebzeler hakkında şarkılar yazan adam" olarak tanındı. 
  • 1 Şubat 1999'da Barış Manço, kısa süre önce tamamladığı son çalışması "Mançoloji" (1999), hit şarkılarının yeni kayıtlarının yanı sıra bitmemiş bir enstrümantal şarkı olan "40 yıl" adlı ikili albümü yayınlanmadan önce ani bir kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Ani ölümü milyonlarca insanı yasa boğdu, on binlerce kişi cenazesine katıldı. İstanbul'da Kanlıca Mezarlığı'na defnedildi. Barış Manço, Türkiye'nin en etkili pop müzisyenlerinden biriydi. Kariyerinin başlarında, o ve farklı grupları, Geleneksel Türk Halk Müziğini hala Türk Pop Müziğinin temel özelliklerinden biri olan Rock etkileriyle birleştirerek Türk Rock hareketine önemli katkılarda bulundu. 1970'lerin Progresif Rock'ından etkilenerek Anadolu Rock akımına öncülük eden Manço, on yıl sonra elektronik enstrümanlarla yaptığı deneylerle 1990'lı yıllarda Türk Halk Müziğinine katkıda bulundu. Farklı temaları kapsayan ancak çoğunlukla "aşık" (gezgin halk şairleri) geleneğinin biraz modernize edilmiş bir versiyonunu içeren şarkı sözleri, çoğunlukla aşk şarkılarının hakim olduğu 1980'lerin pop müzik sahnesine marjinal kaldı. 
  • 2002 yılında, "Yüreğimdeki Barış Şarkıları" adı altında, arabesk, pop ve rock gibi çeşitli türlerden on beş popüler Türk sanatçının yer aldığı bir saygı albümü yayınlandı. 
  • ve Yıl 2024,  şu an satışta bulunan bu albümün yapımcısı Emre Müzik’e, sanatçının biyografi ve diskografisini yazma fırsatı veren kardeşim Hacer Mete Hanımefendi' ye ve emeği geçen mutfaktaki tüm ekibe teşekkürlerimi sunuyorum. 


Bu güzel Picture Disk Uzunçaları hala almadıysanız

Kemal ÜNGÖR /Eylül 2024

















Neşe Karaböcek - Kimsesiz Gazeteci


Neşe Karaböcek


Kimsesiz Gazeteci


Mahzuni Şerif tarafından yazılmış ve Selda Bağcan tarafından söylenmiş bir şarkıda "gazeteci" kelimesinin ima ettiği anlam farklı olur.

Neşe Karaböcek gibi politikayla ilgisi olmayan bir sanatçının yorumladığı bir şarkıda ise bu kelimenin çağrıştırdığı anlam elbette değişir.

Hatta "gazeteci" çocuk ise, Selda'nın şarkısında bu, muhtemelen bir işçi çocuktur.

Arabesk ya da fantezi müzik söyleyen bir sanatçının seslendirdiği parçada ise, "gazeteci çocuk", aşk acısının haberini satan herhangi bir figür hâline gelir.

"Kimsesiz gazeteci" ise ayrı bir merak konusu… Eskilerin “müvezzi” dediği, sabahın erken saatlerinde bayiden gazeteleri alıp koltuğunun altına sıkıştırarak sokak sokak dolaşıp satan, genellikle çocuk yaştaki kişilerden bahsediyoruz.

1962-64 yılları arasında çıkan bir 45’lik plak, Arabesk müziğin ilk sinyallerini veren, acıklı ve hüzün yüklü bir örnek gibidir. Neşe Karaböcek’in telaşlı söyleyişi ve güfte-beste arasındaki uyumsuzluk dikkat çekse de, yine de şarkının kendine özgü naif bir yanı vardır.













Taş, belki de müzik tarihinin ilk ritm aletidir. Yeter gayrı yumma gözün kör gibi


Taş, belki de müzik tarihinin ilk ritm aletidir.


Bir taşın nesi var iki taşın sesi var der gibi.
Bu net bir cevap bence..
Taşın hayatımızdaki yeri ise ne kadar başka değilmi ..
Onun için Veysel gözüyle bakalım dedim.
Veysel'in Tanrıya olan sevgisi, onu ona şikayet edecek kadar ululaşmış, saf temiz, taş toprak kokan buruk deyişi ile .. Beni anla der gibi...

Konu da taş olunca; bakalım şöyle.

Taş; kimine ev, kimine gülle, kimine balta, usta bir elde sanat olmuş taş. Yolcuya yol, susuza çeşme, dindara mabet, Babil'e kule...
kimine türbe, kimine mezar taşı olmuş taş .
... ve bugüne dek gelmiş. En basit şekli ile Güney Amerika köylülerinin elinde bir protesto aleti olmuş taş.